Kont Otani Kozui ve Türkiye

Kont Otani Kozui kapak Kont Otani Kozui cover JP

OTANİ KOZUİ VE TÜRKİYE 

Cumhuriyet Dönemi Türk-Japon Ticari İlişkilerinin Kurulmasında Bir Vizyonerin Rolü

Kuşimoto Ertuğrul Anıtında ziyaretçileri şehitlerin aziz hatırasını taşıyan taşa nakşedilmiş bir metin karşılar. Bu metnin başlığı “Kozui Kitabesi”dir. Kitabe 5 Nisan 1929’da yapılan bir törenle ‘Japon-Türk Dış Ticaret Derneği’ tarafından yerleştirilmiş ve başlığından da anlaşılacağı üzere bu önemli metni Otani Kozui (1876-1948) yazmıştır. Peki günümüzde TürkJapon ilişkileri sözkonusu olduğunda adları hiç geçmeyen bu dernek neydi ve böylesine önemli bir metni yazması için seçilen Kozui kimdi?

Bu soruların cevabı bizi Türk-Japon ilişkilerinde henüz yeterince aydınlatılmamış bir döneme yani cumhuriyetin kurulduğu ilk yıllara götürüyor. Yeni veriler bize bu erken dönemde iki ülke ilişkilerinin sanıldığının üzerinde aktif olduğunu ve ilişkilerin geliştirilmesinde Otani Kozui’nin öncü rol üstlendiğini gösteriyor.

1902’de Japonya’nın en büyük Budist mezhebi olan Jodo Şinşu’nun merkez tapınağı Batı Honganji’nin 22. Başrahibi olan Kozui, 20. Yüzyıl Japonyasının en önemli kişiliklerinden biridir. O kendisine teklif edilen başbakanlığı reddetmiş olmasına rağmen 1940-41 yılları arasında Konoe hükümetine danışmanlık yapması istenecek kadar görüşlerine önem verilen bir kamuoyu önderiydi. Ayrıca düzenlediği ve birincisine bizzat katıldığı üç Orta Asya araştırma gezisi ile Budizmin kökenlerine dair çok sayıda eski Uygurca, Çince, Tibetçe metinlerin bulunmasını sağlamış bir kaşif olarak da tanınıyordu.

Otani Kozui, ilk olarak 1901 yılı Temmuzunda birinci araştırma gezisine çıkmadan hemen önce Istanbul’a gelmiştir. Daha sonra 1902 yılında babasının vefatı üzerine başrahip olmuş ancak 1914 yılında kendi isteği ile bu görevinden ayrılmıştır. Kozui bundan sonra Şanghay’a taşınmış ve faaliyetlerine buradan devam etmiştir. Sömürgeciliğin yaygın olarak uygulandığı o dönemde Asya halklarının kurtuluşunun ancak yerel kalkınma ile mümkün olacağı ve bunun da tarıma dayalı sanayilerle gerçekleştirilebileceği görüşünü geliştirmiştir. Bu düşünceden hareketle Java ve Endonezya’da deneysel tarım faaliyetlerinde bulunmuştur.

Kozui, 1924 senesinde hayatını çalışan araştırmacıların ‘muamma’ olarak niteledikleri bir kararla aniden Güneydoğu Asya’daki tüm girişimlerini bir kenara bırakarak Türkiye üzerine odaklanmıştır. Peki Japon siyasetinde böylesine önemli bir yeri olan ve sözü hem imparatorun kendisi (Kozui’nin eşi Japon imparatoriçesinin ablasıydı), hem politikacılar, hem dönemin güçlü gazetelerinden Kokumin Shimbun başta olmak üzere medya, hem iş dünyası, hem de halk tarafından dinlenen böylesi bir kişi neden Türkiye’ye yönelmişti?

Kozui’nin Türkiye’ye ilgisini kamuoyu önünde ilk kez beyan edişi 14 Şubat 1924 tarihinde Tokyo İmparatorluk Oteli’nde Japonya’nın seçkin işadamlarından oluşan kalabalık bir topluluğa verdiği konferans sırasındadır. Kozui, onun göstereceği yönü duymak üzere toplanmış bu topluluğa yatırım yapmak üzere yeni yerler düşünmelerini, bunu yaparken de tarıma dayalı sanayilere öncelik vermelerini tavsiye ediyor ve işadamlarından özellikle Türkiye Cumhuriyeti’ne yönelmelerini istiyordu.

Bu konuşmanın Türkiye Cumhuriyeti’nin 29 Ekim 1923’te kuruluşunun üzerinden yalnızca üç ay geçmişken yapılmış olması dikkate değerdir. Mustafa Kemal önderliğindeki Türk halkı Batı’nın sömürgesi olmayı reddetmiş ve kendi gücüyle direnerek işgalci güçlere karşı yürüttüğü Kurtuluş Savaşı’nı kazanarak bağımsızlığına ulaşmıştı. Kozui’nin Türkiye’ye yönelişinin ardında Asyalı bu halkın başarısının ekonomik olarak desteklenmesi gerektiğine karar vermesinin yattığı anlaşılıyor.

Kozui bu tavrını tutarlı olarak devam ettirmiş ve cumhuriyetin Japonya nezdindeki ilk elçisi Geçici Büyükelçi Hulusi Fuad Tugay’ın Japonya’ya gelmesinin yarattığı ivmeden de yararlanarak Osaka’da, iki ülke arasında kurulan ilk dostluk derneği olan “Japon-Türk Dış Ticaret Derneği” nin (Nichi-Do Bōeki Kyōkai) kurulmasına önayak olmuştur. Bu dernek 1926 yılında kurulan ve halen faaliyetini sürdürmekte olan Japon-Türk Derneği’nden (Nihon-Toruko Kyokai) bir yıl kadar önce kurulmuştu. Üstelik Kozui Tokyo’da kurulan bu ikinci derneğin de kurucuları arasında yeralmaktaydı. Bu arada daha 1925’te bir öğrencisini Galatasaray Lisesi’ne Türkçe öğrenmesi için yollamıştı.

Otani Kozui yeni Türkiye Cumhuriyeti’ne yatırım yapma kararıyla 9 Nisan 1926 tarihinde ikinci kez İstanbul’a gelmiş ve Ankara’da dönemin Tarım Bakanı Sabri Toprak, Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras ile görüşmüştür. Bu gezisinde Ankara, Konya, Adana (Çukurova), Bursa’ya gitmiş ve yatırım yapabilmek için en uygun araziyi aramaya başlamıştır. Gezi 13 Mayıs 1926’ya kadar sürmüştür.

Üçüncü kez 3 -24 Kasım 1926 arasında tekrar Türkiye’ye gelmiş ve bu gezi sırasında Atatürk’ün “Gazi Çiftliği”nde giriştiği zorlu mücadeleye katılmaya davet edilerek yeni cumhuriyetin yeni başkenti Ankara’da cumhuriyeti kuran kadrolara sahip olduğu tüm bilgi birikimi ve kaynaklarla destek vermeye başlamıştır. Böylece toplumların geleceğinin tarıma dayalı sanayilerde olduğunu öngören iki vizyon buluşmuş oluyordu. İş Bankası’nın kurucu müdürü Celal Bayar’ın da katkısıyla gerçekleşen bu yatırım Türkiye Cumhuriyeti’ne yapılan ilk doğrudan yabancı yatırım olması açısından iktisat tarihimiz için önem taşımaktadır.

Kozui ayrıca 1929 yılında Bursa’da Memduh Gökçen ile birlikte “Türk-Japon Dokuma Fabrikası”nı da kuran kişidir. Bu fabrikanın açılışına katılmak amacıyla 18 Aralık 1928-2 Şubat 1929 tarihleri arasında dördüncü kez Türkiye’ye gelmiştir.

1929 yılında Osaka Japon-Türk Dış Ticaret Derneği’nin İstanbul Karaköy’de açtığı “Japon Malları Mağazası”nın kuruluşunun ardında da yine Kont Otani Kozui’nin çabaları yatmaktadır.

 

 

Advertisements